Ankara'ya Gitmek

Bu yaptığım yeni başlangıçtan sonraki ilk yazım. 



Bu yazıda 22 Nisan Cumartesi günü okul ile birlikte gittiğimiz Ankara Gezisinden bahsedeceğim bu gezimiz çok kısa sürmesine rağmen tam olarak 24 saat. 6 saat gidiş 6 saat gelişi çıkarırsak zamanına göre oldukça dolu bir geziydi çok eğlendik ve çok anlamlı bir deneyim yaşadık. 

Açıkçası geziye gitmeden önceki hafta çok heyecanlı değildik ta ki son güne kadar yani cuma. Cuma günü okul çıkışı hep birlikte arkadaşımın evinde toplandık ve bilirsiniz çok çılgın şeyler yaptık cips yedik, kek yaptık, çay içtik, konuştuk.

Saat gece 12.30 olduğunda artık toplanma yerine gitmemiz gerekiyordu arkadaşımın annesi bizi götürdü ve gece 01.00 da Ankara'ya yolculuğumuz başladı. 

Bu arada biz Bursa'nın bir ilçesinde yaşıyoruz. Yani Ankara uzak bir yer ben daha önce gitmiştim ama gitmeyen pek çok kişi vardı. Gece yolculuklarını oldum olası sevmişimdir. 

Otobüsümüz çok küçüktü hatta o kadar küçüktü ki önümdeki arkadaşım koltuğunu indirince dizlerimi kırıp ona yaslanarak uyumak zorunda kaldım ki aman ne uyumak sadece iki saat falan. Bu olumsuzluklar bir yana çok mutluydum çünkü cam kenarında oturuyordum gece yolculuk yapıyordum ve bana yolculuğumuzda eşlik eden bir yıldızım vardı hemde çok parlak bir yıldız. Henüz yıldızları tahmin etme konusunda o kadar gelişmiş değilim o yüzden hangi yıldız olduğu hakkında tahmin yapamayacağım. 

Gece 4'te Bilecik'te bir sosyal tesiste ilk molamızı verdik. Oradan ayrıldıktan sonra sabah 6'da Eskişehir'de bir tesiste ikinci molayı verdik, kahvaltı yaptık böyle söylemek istemezdim ama hayatımda içtiğim en kötü çorbayı içtim ve yolun geri kalan kısmında midem bulandı.

Eskişehir'e de gitmeyi çok istiyorum ama şimdilik sadece önünden geçebildim.

Ankara'ya geldiğimizde çok heyecanlıydım çünkü ODTÜ tabelaları görüyordum etrafta  tam olarak hedefim sayılmaz çünkü belirli bir hedefim yok ama ODTÜ her zaman için ulaşmak isteyeceğim bir hedef. Ama onunda  sadece tabelalarını gördüm maalesef. 

İlk durağımız Beştepe Millet Camisiydi. Fotoğrafları da aşağıda.↓↓↓





İkinci durağımız Pembe Köşktü o kısmı biraz kaçırdım ama yanlış duymadıysam bu bina Atatürk'ün doğduğu Selanik'teki evinin aynısı imiş (eşyalarla birlikte).





Ve bir de evin içi var evin içi çok hoşuma gitti bu yüzden odaların birkaçı hariç hepsini çektim. Buyurunuz bakınız. ↓↓↓










Vee üçüncü durağımız Anıtkabir... 23 Nisan'da gidebilmiş olmayı isterdim ama olsun bizim okulumuzda 21 Nisan'da götürdü işte. Anıtkabir'e küçükken gitmiştim ama tabii çok hatırlamıyorum. 
 Anıtkabir'de muhteşem bir müze var oraya girmiştik arkadaşlarımla birde bizim gezimizin herhangi bir rehberi yoktu zaten bizi girişte bıraktılar ve resmen ne haliniz varsa görün dediler şaka şaka o kadar da değil. Neyse biz de yanımızdaki bir turun rehberini çaktırmadan dinlemeye başladık adam içerideki eşyalar hakkında bilgi veriyordu. Ama sonra bizim dinlediğimizi anladı diye mi dedi bilemeyeceğim ama devamını otobüste anlatacağım dedi tamam öyle olsun bu devirde bilgi de parayla.

Müzedeki eşyalar çok güzeldi Atatürk'ün kendi eşyaları vardı dolma kalemleri, nufüs cüzdanı, spor aleti,bardakları, çakmakları, bazı silahları (hançer gibi), sigara tutacakları, kıyafetleri ve madalyaları gibi bir çok şey ve hepsi çok güzelde son olarak da Manyak bir bal mumu heykeli vardı çok güzeldi resmen canlanıp Atatürk bizimle konuşacak sandım. Ama maalesef fotoğraf çekmedim çünkü gıcık müze görevlilerin sanırım tek görevi içerideki insanlar hiçbir şey göremeden onları dışarı çıkarmak. Aceleden fotoğraf çekemedim. O yüzden internetten buldum fotoğrafı 
(Buradan da fotoğrafı çekmiş olan hakan-sezer.com a teşekkür edeyim.)
atatürk bal mumu anıtkabir ile ilgili görsel sonucu
Sonra Anıtkabir'deki müzenin başka bir kısmına geçtik orada da tablolar ve benzeri şeyler vardı.onlarda şu şekilde.↓↓↓





↓↓NUSRET MAYIN GEMİSİ ↓↓



Üçüncü Durağımız İnönü Köşküydü, Pembe Köşk şimdiyse başta bahsettiğim anlamlı deneyimi anlatacağım. (Bu arada Pembe Köşke girerken kameramı yanımda götürmemiştim o yüzden oraya dair hiçbir fotoğraf yok çok üzücü o yüzden onları da internetten koyacağım.)

Otobüsten indiğimizde nereye geldiğimizi anlamamıştık doğrusu bize Etnografya Müzesine gideceğimizi söylediler ama geldiğimiz yer büyükçe bir bahçenin içinde bir evdi. Girerken etrafa da çok bakmamıştım. İçeride İsmet İnönü'nün eşyaları vardı eski eşyalar hepsi çok güzeldi. Eski bir pikap, eski kıyafetler, eski bakım eşyaları, eski oyuncaklar daha bir sürü şey. Sonra herkes etrafa dağılmış eşyalara bakarken birisi mikrofonla konuşmaya başladı herkes kim konuşuyor diye etrafına bakarken çoğumuz konuşanı müze görevlisi falan sanmıştık. Meğerse konuşan bizzat İsmet İnönü'nün kızı Özden İnönü imiş. Tabii hepimiz bunu söylediğinde şok olduk. Çünkü sanki o tarihlerde yaşamış Atatürk'ü 8 yaşına kadar kendi gözleriyle görmüş, konuşmuş, aynı masada yemek yemiş birisi ile tanışmak hepimiz için çok uzak bir hayaldi. Özden İnönü resmen canlı tarihti. Sonuçta dediğim gibi zaten İsmet İnönü'nün kızı. Ve Atatürk'ü tanıyor. Bize Atatürk'ün onunla konuşurken gözlerinin içine baktığını ve bizim de her zaman öyle yapmamız gerektiğini, her zaman bilgiye aç ve öğrenmek isteyen bireyler olmamız gerektiğini söyledi. Bizimle göz teması kurarak konuştu çok yakınımızdaydı yani direkt önümde konuşuyordu e 52 kişi bir yere doluşunca zaten haraket alanı pek kalmadı. 
Bize evdeki eşyaların anılarını anlattı çok güzel bir deneyimdi en sonunda hep birlikte fotoğraf çekindik. Oradan ayrılırken hepimiz çok mutluyduk.

Ev aşağıdaki fotoğraftaki, "Pembe Köşk" olarak geçiyor.

pembe köşk ismet inönü ile ilgili görsel sonucu

Birazda içerisi için fotoğraf koyayım.

pembe köşk ismet inönü ile ilgili görsel sonucu

pembe köşk ismet inönü ile ilgili görsel sonucu

Bu alttaki fotoğraf üst kat herhalde biz üst kata çıkamamıştık. ↓↓

İlgili resim

Birde şöyle bir tane de Özden İnönü'nün fotoğrafını koyayım.
Kendisi 88 yaşındaymış. Önünde bulunduğu yerde tabii ki Pembe Köşk.

pembe köşk ismet inönü ile ilgili görsel sonucu



Dördüncü durağımız Etnografya Müzesiydi

Açıkçası Etnografya Müzesine geldiğimizde hepimiz çok yorulmuştuk ve orada da fotoğraf çekemedim. Ah çok salağım. Neyse internet sağ olsun. Etnografya müzesinde de çok güzel şeyler vardı genel olarak Eski eşyalar vardı orada da birde Atatürk'ün vefat ettiği günden sonraki günlerde Türkiye'deki insanların üzüntülerini ve cenaze törenini gösteren resimler vardı.


Bakınız bu müzenin dıştan görünüşü çok güzel değil mi?

etnografya müzesi ile ilgili görsel sonucu
http://www.etnografyamuzesi.gov.tr/ (fotoğrafı buradan aldım.)

İçeride böyle mankenlerle yapılmış sahnelerde vardı. 

etnografya müzesi ile ilgili görsel sonucu
https://gezilmesigerekenyerler.com/ankara/ankara-etnografya-muzesi-nasil-gidilir-ziyaret-saatleri.html  (yukarıdaki fotoğrafı buradan aldım.)

Ve tarihi eşyalar.. 

İlgili resim
https://www.rotasenin.com/ankara-etnografya-muzesi (yukarıdaki fotoğrafı buradan aldım.)


Son olarak beşinci durağımız AnkaMall'dı  sıradan bir alışveriş merkezi işte orada da yemek yedik. O kadar yorgundum ki ve de midem bulanıyordu akşam yemeği diye yediğim şey MCchicken menüydü. Normalde olsa daha büyük bir menüyü çok rahat yerdim. 
Ondan sonra da yine 6 saatlik bir yolculuk başladı müzikler eğlenceler bilmem neler. Yolculuğun son saatlerinde artık kimseden çıt çıkmıyordu çünkü herkes uyumuştu. 1.30'da ilçemize geldik sonra beni eniştem aldı ve eve geldim böylelikle küçük Ankara Maceramda sona erdi ama çok güzeldi. 

Şuraya da bir iki tane kendi fotoğrafımı bırakayım . 

Anıtkabir Aslanlı Yol'da

                                                       Atatürk Portesi ile Anıtkabir'de





Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çizim Köşesi #1